Kadiköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadiköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2016 Salı

Kadıköy’ün Demirspor’u

Selamsız: 1 Haydarpaşa Demirspor: 3
10 Nisan 2016 Pazar



Hep anlatırlar, derinlerdeki zenginlikleri keşfedenler için denizin anlamı bambaşka olurmuş. Futbol da biraz buna benziyor. Kitleler için deniz Kilyos Plajı misali yoğun ve kalabalık. Derinler ise daha sakin ama her tür canlılığı da içinde barındırıyor. Denizin her tür canlısı size çok yakın ve çoğuna dokunmanız mümkün. Kadıköy’ün güzel çocukları da futbolun her türlü sömürücü etkisinden sıyrılmak için böylesi bir girişimde bulundular ve futbolun karanlık derinliğine bıraktılar kendilerini.

Derinden gelen bağ
Kadıköy’ün simgelerinden biri şimdi atıl durumda bırakılan Haydarpaşa Garı’dır. Bu bina tarihi özelliğinin yanında Kadıköy yakasında demiryolu çalışanlarının da bir nevi merkezi sayılır(dı). Ülkenin pek çok yanındaki demiryolu çalışanlarının kurduğu Demirspor kulüpleri gibi Haydarpaşa’nın da bir kulübü vardı: Haydarpaşa Demirspor. İşte Kadıköylü bir grup genç de bu gözden uzak kalmış kulübü sahiplenmeye karar verdiler ve attılar kendilerini amatör tribünlerine. İşin ucunda Kadıköylülük, futbol sevgisi, taraftarlık ve bağımsız bir duruş çabası olunca ortaya Khalkedon Ultras çıkıverdi.

İstanbul’da amatörün en büyük çilesi artık büyük bir rant alanı olan kentte maç yapacak saha bulmak. Hele de Kadıköy gibi kentsel dönüşümün göz bebeği bir ilçe söz konusuysa. Haydarpaşa Demirspor da bu dertten doğallığında muzdarip. Bir hafta Alemdağ’da oynarken öbür hafta Kurtköy yollarında buluveriyorlar kendilerini. Bakmayın buraların Anadolu yakasında olduğuna, kimi zaman şehirlerarası deplasmana gitmek buralara gitmekten daha kolay olabiliyor. Haliyle bu uzun ve yorucu yolculuklar da tribün katılımında istenen istikrarı sağlamayı güçleştiriyor.

Baştan beri izlediğim bu girişimi hazır Selimiye’ye gelmişken yerinde göreyim dedim. (Bir şekilde Facebook üzerinden her hafta gelen davetlere de icabet etmiş olurdum hem. J) Selimiye Stadı’na gitmek çok kolay. Kadıköy merkeze yürüyerek 15 dakika ve merkeze bu kadar yakındaki diğer stadın Fenerbahçe Stadı olması da bir şekilde güzel. J

Gittiğimde Khalkedon Ultras tribündeki yerini almış ve davul, meşale organizasyonunu tamamlıyordu. Yeni yaptırılmış tişörtler, atkılar, pankartlar falan, bir tribün grubunda olması gereken her şey mevcut. Maç Kadıköy’e bu kadar yakın olunca geçmiş maçlara göre daha kalabalıklar ve bu durum haliyle tribün coşkusuna da yansımış. Bu coşku kalabalık olmanın yanı sıra grubun gençliğinden de kaynaklanıyor. Bir miktar yaşını başını almış taraftar olsa da ağırlık gençlerde.

Saha ile yakın temas
Maçın başlamasıyla beraber kendine has besteleri ve eğlenceli sloganlarıyla Khalkedon Ultras sahaya varlığını hissettiriyor. Bu beste ve slogan kısmına sonra değineceğim. Oyuncularla kurdukları iletişim Khalkedon Ultras’ın takım tarafından da benimsenmiş olduğunu gösteriyor. Zaten amatör kümenin en sıcak yanı da kurulan bu ilişkinin sahiciliğinde. Verdiğiniz tepki Süper Lig’deki gibi kolpalık ve samimiyetsizlik içermiyor. Hem futbolcu hem de seyirci açısından. Ettiğiniz bir küfür karşısında aniden Cantona’nın uçan tekmesinin replikalarını görmek oldukça mümkün. Keza atılan golden sonra terli vücutlar arasında kendinizi bulmanız da. (Şimdi böyle yazınca biraz garip durdu ama esasında anlatmak istediğim tam öyle değil. J)

Takım şu anda ligde lider durumda ve söylenenlere göre oynadığı lig olan 2. Amatör Lig takımı değil. Daha doğrusu geçen sene düştükleri 1. Amatör Ligdeki takım aynen burada oynuyor. Bu da rakipleri karşısında onları bir nebze de olsa güçlü kılıyor. Takımın kendini koruma güdüsü de geçtiğimiz yıl oynadıkları ve haksız bir şekilde yenilerek ligden düştüklerini söyledikleri Yeldeğirmenispor’dan geliyor. Her yerel rekabetin olduğu gibi bunun da bir hikayesi var. Neyse, maça dönecek olursak, Selamsız’ın erken gördüğü bir kırmızı kart ile maç çok da zorlanmadan kopartıldı ve Demirspor namağlup liderliğini devam ettirdi.

Dayanışma güzeldir, geliştirir
Maç başladıktan sonra Haydarpaşa Dayanışması’ndan bir grubun pankartlarla ve ‘Haydarpaşa gardır bizim takım kraldır’ sloganlarıyla tribündeki yerini alması oldukça güzel bir birlikteliği de ortaya çıkarttı. Keşke bunun çalışması daha yaygın ve kitlesel yapılabilseydi. Özünde Haydarpaşa Dayanışması ve Demispor ve dolayısıyla Khalkedon Ultras aynı geminin Haydarpaşa İskelesine yanaşmış yolcuları. Tabii bunların yanına başka başka grupları da eklemek mümkün. Bu mümkünat Demirspor tribünlerinin genişleme imkanlarından bir kısmını da oluşturuyor. Bu konuda bolca fikir vardır elbette, öncelikle ultraları bir dinlemek gerek.

Khalkedon Ultras
Gelelim Khalkedon Ultras’a. Öncelikle şu oksijensiz ortamda nefes alınacak çok güzel bir alan açılmış vaziyette. Kah grubun enerjisi, kah tribüncü yapısı yapılan işi çekici kılıyor. Futbolun ticarileşmesinin tüm rahatsız edici özelliklerinden arınmak buralarda mümkün. Tersi de mümkün tabii ki. Burada belirleyici olan sizin yöneliminiz. Bu noktada birkaç noktaya dikkat çekmekte fayda var. Öncelikle statükoya karşı farklı tercihler ile ortaya çıkan bu tip grupların biraz da mizahı kullanarak ortaya koydukları söylem ile medyanın ilgisini çektiği aşikar. E haliyle bu grupların kendilerini duyurma ihtiyaçlarının olduğu da aşikar. İşte tam da bu noktada bu iki aşikarlığın bir araya geliş biçiminin nasıl olacağı önemli. Bir Bozbaykuşlaşma tehlikesine düşülürse yazık olur.

Diğer önemli nokta ise sonraya bıraktığımız beste ve slogan meselesi. Grubun çıkış noktası ve sahip çıkılan zemin daha bir mazlumluğu ve buna bağlı arabesk bir söylemi barındırsa da şu an atılan şampiyonluk sloganları bu söylemin özünden kopulmuş hissiyatı uyandırmıyor mu? Şampiyon olabilirsiniz ama bunu nasıl ifade edeceksiniz? İşte zurnanın zırt dediği yer de burası. ‘Garipler’ şampiyonluk yolunda nasıl yürür?

Bir de dışardan gördüğüm kadarıyla grupta bali ve tiner çeken insan sayısı ya hiç yoktur ya da oldukça azdır. Peki ‘o alemde kral’ olma iddiası nereden geliyor anlayamadım? Yanlış anlaşılmasın, tribün alemine uzak bir insan değilim. Ama bağzı sloganlar ve besteler ile gerçekliği ince bir bağla da olsa tutmakta fayda var.

Daha çok gözlemim var da gerisini karşılaştığımızda konuşmak üzere bir kenara ayıralım. Velhasıl çok güzel ve değerli bir çaba. Katkısı olacak herkes bir şekilde bir şeyler katmalı. Sonuçta bu da Kadıköy’ün Demirspor’u.

5 Nisan 2010 Pazartesi

Çok fazla şey istemiyoruz. Biraz adalet ve SAYGI







Dün gece tribünde voleybolcu kızlarımız için açılan 'armanın gururu sarı melekler' pankartını sahayı göremediği gerekcesiyle çekiştiren seyircilere yukardan yapmamaları yönündeki uyarıya küfür ve aşağıdaki arkadaşlarımıza saldırarak cevap verilmesi üzerine istenmeyen olaylar yaşanmıştır.

olaylar emniyetin arkadaslarımızı gözaltına almasıyla daha da şiddetlenmiş ve tribünde tam bir direnme durumu yaşanmış gözaltı sayısının artmaması için uğraşılmıştır.

toplamda Vamos, Ck, Unifeb ve Gfb'den 14 kişi gözaltına alınmıştır.

Alınanlara çok ağır ve yapmadıkları suçlamalar getirilmiş ama emniyetin hazırladığı tutanak kabul edilmeyerek arkadaşlarımız tarafından imzalanmamıştır.

Dün gece tribün emekçileri saatlerini ve alınterlerini verdikleri ürüne sahip çıkmışlardır. Her setten sallandırılan Pankart karşısında benzer şımarık tavırlar görülmektedir. 2 sıra aşağı inerek maçın kalan 30 saniyesini seyretmek yerine pankartın düzgün açılmasını sağlamaya çalışan insanlara saldıran zihniyet tribünlerimizi bitiren zihniyettir. SamiYen'de, İnönü'de ve istanbul dışında heryer de takımı için varını yoğunu ortaya koyarak çalışan tribün emekçileri asil renklerimizin onurunu korumak için herkese kendini set ederken bizzat kendi seyircimizden böylesi bir şımarıklığın gelmesini kabul edememektedir. Çok değil daha 1 hafta önce Sami Yen'de yeri göğü inleten bu insanlar az da olsa saygıyı hakediyorlardır herhalde. Tribünde verilen emeğe saygı duymayanların kendilerine de saygı duyduğundan şüphe duyulmalıdır.

Gözaltına alınan arkadaşlarımızı herkesin gözü önünde darp ederek stad dışına taşımıyı çalışan ve sahada bayıltan ve de itfaiye çıkışında elleri kolları bağlı insanlara futursuzça saldırarak egolarına tatmin eden, bir arkadaşımızın burnunu kıran emniyet olayları yatıştırmak yerine daha da kızıştırmıştır. Tribünü zenginleştirmeye ve takımına olan karşılıksız sevgiyi haykırmaya gelen tribün emekçilerinin ne seyirciden ne de emniyetten böyle bir davranış görmeye hakları yoktur. Kimseye karşı saldırganlık içinde bulunmayan bu insanların kendilerine karşı bir saldırıda bulunulması kınanmalıdır.

ÇOK FAZLA ŞEY İSTEMİYORUZ
BİRAZ ADALET VE SAYGI

Son söz olarak da Vamos-CK-Unifebli ve onlara maratondan destek veren tüm taraftarlarımıza sonsuz teşekkürler. Dostluğun, arkadaşlığın, kardeşliğin değeri böyle günlerde açığa çıkıyor. Sevinçler değil acılar ve zorluklar paylaşıldıkca aradaki bağ güçleniyor. Tribün adına önemli ve geri adım atılmaması gereken bu anda tribünün değerlerini korumak için göğsünü siper edenlere sonsuz selamlar.

Olaylarda yaralanan, gözaltına alınan, darp edilen tüm renkdaşlarımıza da geçmiş olsun.



2 Nisan 2010 Cuma

28 sene önce de Selçuk vurmuş gol olmuşdu




Pazartesiden beri adamakilli yazmaya ilk kez firsat buluyorum. Pazar Selçuk atinca golü teee eskilere gitmistim. Yine Selçuk’un ama Yula olaninin attigi ve sezon sonu 2 kupayi kaldirdigimiz 1982-83 sezonuna.


O sezon Fenerbahçe Stadiı (adı öyleydi o zaman) yeni açilmisti. Ve o staddaki ilk Galatasaray maçi idi. Ve de hafta içi oynaniyordu. O vakit de ya lise 1 ya da orta sondayim. Sinav var galiba maça kaçmamisiz. Dersde maçi radyodan bi sekilde dinlemeye çalisiyoruz. O zamanin maçlari haliylen gündüz oynaniyor. Maçin baslarinda (13-15. dakkalar diye hatirliyorum ama yaniliyor da olabilirim) Selçuk ceza sahasinda aldigi topu kendine has yari kambur durusu ve çalimlariyla okul tarafindaki kaleye kalecinin solundan aglara birakmis ve maçi 1-0 kazanmistik. O maça gidememistim ama rövansinda Sami Yen’deki 4-4’lük maçta yerimi almis ve sampiyonluk kutlamalarini baslatmistik.


Selçuk Galatasaray’a atinca 2 kupa gelir mi acaba yine?